yalnız Avrupa Birliği değil, pek çok açıdan dönüm noktası olacağını düşünenleri haklı çıkaracak cinstendi.
Dün Çin Başbakanı Zhu Rongji'nin Ecevit'le Başbakanlık'ta görüştüğü saatlerde, Dışişleri
Bakanı Cem Lüksemburg'da AB dış politika ve güvenlik sorumlusu Solana ile Ortadoğu'yu konuşuyordu. Başbakan Yardımcısı Yılmaz aynı sırada Brüksel'de AB Konvansiyonu aylık toplantılarındaydı. Ecevit, Ortadoğu, Orta Asya ve Afganistan ağırlıklı Zhu görüşmesinden hemen önce Dışişleri Müsteşarı Ziyal'den, sabah saatlerinde ABD Dışişleri Bakanı Grosman ile temasları üzerine bilgi aldı. Grosman'ın gündeminde NATO'nun savunma harcamaları, genişlemesi ve Rusya ile ilişkileri vardı. Türkiye'nin bölgedeki rolüne ilişkin bir başka gelişmeye ise aynı saatlerde İstanbul sahne oluyordu. ABD, NATO'nun yeni Yüksek Düzeyli Hazırlık Gücü (High Readiness Force) merkezinin Türkiye olmasına destek veriyordu. Bu arada Cem, Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantılarına girmiş, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Lebedev de, Ankara'da Dışişleri Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde enerji ve güvenlik işbirliğine ağırlık verdiği Türk-Rus ilişkileri konuşmasına başlamıştı.
Haber sayfalarımızda da bulacağınız bu trafiği Türkiye adına bir övünme payı çıkarmak için sıralamadım. Ancak bölgedeki ve dünyadaki dengelerin geldiği aşamada, Türkiye'nin ne derece kritik bir noktada durduğunu ve sorunlar karşısındaki tutumunun neden önem taşıdığını anlamak için bu tabloyu görmek gerekiyor.
Güvenlik ve enerji
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı James Jeffrey, Ankara'da düzenlenen 'Enerji Arenası' toplantılarında önceki gün bir konuşma yaptı. Asker kökenli başarılı bir diplomat olan Jeffrey'nin konuşmasına haziran ayında inşaat aşamasına gelecek Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattını 'Hazar, Kafkas bölgeleriyle Türkiye'nin ekonomik kalkınması' için ne kadar önemli gördüklerini
söyleyerek başladı. Şahdeniz doğalgazının da Türkiye üzerinden dünya pazarlarına çıkarılmasının gereğinden söz etti. Bu projelerin 'Rusya'nın çıkarlarına karşı olmadığı, tam tersine Rusya'ya da açık olduğunu' vurguladı.
Sonra ilginç bir şey söyledi: Olayları bugünkü koşullarıyla değerlendirmemeliydik. 3 yıl içinde Bakü'den Ceyhan'a günde 1 milyon varil petrol akmaya başlayacaktı ama, Ceyhan'a Kerkük'ten 1 milyon varil taşıyabilecek Irak petrol hattı da hâlâ yerinde duruyordu. Bu iki hattın tam kapasiteyle çalışması, her gün Azerbaycan ve Irak kaynaklı 2 milyon varil petrolün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaşması demek olacaktı.
Çoğu izleyenin aklından, ABD'nin birkaç yıl içinde Irak'ta uzlaşabileceği bir hükümet gördüğü geçti.
Jeffrey, "Türkiye'nin bölgedeki stratejik önemi benim için böyle bir anlam da taşıyor" dedi ve devam etti: "Türkiye petrolü olmasa da, gazı olmasa da dünya enerji politikalarında yerini almaya hazırlanmalı."
Yeni sorular
Türkiye'nin stratejik İskenderun Körfezi'ndeki petrol dolum tesisi Ceyhan'dan birkaç kilometre uzaklıkta, ABD'nin dünyada az sayıdaki ana harekât üssünden biri olarak değerlendirdiği İncirlik Üssü'nün bulunduğunu
söylemeye gerek var mı?
Azerbaycan ve Irak petrollerini Türkiye parantezinde birleştiren bir bakışın, NATO'nun yeni acil müdahale gücünün Türkiye'de kurulması teklifine destek vermesi şaşırtıcı mı? Bu yeni güç, muhtemelen
NATO Prag zirvesinde kesinlik kazanırsa, bölgede önemli bir polis gücüne dönüşebilir mi? Belki bir vadede Hazar ve Basra petrol havzaları ile yine Basra, Doğu Akdeniz ve Karadeniz taşımacılık hatlarında ortaya çıkacak istikrarsızlık hareketlerine müdahale
görevi üstlenebilir mi? Türkiye ve Yunanistan
arasında, Orta Asya'yı Avrupa'ya güneyden bağlayacak doğalgaz hattı bu şemsiyenin altına girer mi? Bu gelişmeler, Kıbrıs'ı AB içinde eriterek sorun olmaktan çıkarmış bir Türkiye'yi mi gösteriyor?
Denklem zor ve karmaşık. Ancak çözülebildiği takdirde Türkiye'nin önüne yeni fırsatlar getireceği de açık.
Dünya ve bölgedeki gelişmeler, Türkiye'nin çok kritik bir noktada olduğunu gösteriyor

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder