3 Mart 2011 Perşembe

Dış politikada kritik günler

Dış politikada atılacak her adımın Türkiye'nin uluslararası dengelerde alacağı yeni rolü belirleyeceği kritik birkaç gün var önümüzde.
Dün Cumhurbaşkanı Sezer'in başkanlığında Çankaya Köşkü'nde yapılan Kıbrıs toplantısı, zaten bu sürecin kilit konusunu belirliyor. Kıbrıs'ta 4 Aralık'ta yapılan Denktaş-Klerides görüşmesinin sorunun çözülebileceği yolunda bir umut ışığı yakması ardından, gözler 15 Ocak'taki ikinci doğrudan görüşmeye
çevrildi. Dün Köşk'te yapılan toplantı hem 4 Aralık görüşmesi ve sonrasındaki gelişmelerin
değerlendirildiği, hem de bundan sonraki muhtemel gelişmeler karşısında ne gibi tutum alınabileceğinin konuşulduğu bir tür, 'pozisyon belirleme' toplantısı oldu.
Bugün Deniz Zeyrek'in haberinde ayrıntılarını
okuyabileceğiniz gibi ABD kaynaklı bir Kıbrıs Birleşik Devletleri çalışması türünden pek çok yeni fikir ortaya atılmaya başladı. Bu da, Kıbrıs'taki Türk ve Rum liderlerin, sayıları her yıl artan 'özel temsilci' ve 'arabulucuları' bir yana bırakarak yüz yüze görüşmeye başlamış olmalarının getirdiği bir canlanma.
Bu iyimserlik havasına karşın Kıbrıs'ta yeni bir uzlaşma için hâlâ bir anlayış birliğine ihtiyaç var.
Bu anlayış birliğinin aranacağı yer ise, ilk planda Avrupa Birliği.
Başbakan Ecevit ve Dışişleri Bakanı Cem'in de katılacağı ve bugün ve yarın Belçika'nın başkenti Brüksel yakınlarındaki Laeken'de yapılacak AB zirvesi bu nedenle önem taşıyor.

AB zirvesinden ne çıkacak?
Laeken zirvesinde aslında Kıbrıs, Türkiye'yi ilgilendiren doğrudan bir gündem maddesi olarak yer almıyor. Hatta Türk Dışişleri, Laeken zirvesinde Ankara açısından asıl kritik önem taşıyan Avrupa Savunma ve Güvenlik Politikası konusu ile Kıbrıs arasında doğrudan bir bağ kurulmasına da karşı.
Ancak resmi politika böyle olsa da, Türkiye, İngiltere ve ABD arasında 2 yıl süren görüşmeler ardından varılan uzlaşmanın AB tarafından onaylanıp onaylanmamasının, Kıbrıs görüşmeleri üzerine mutlaka etkisi olacak.
Dış politikada olumlu gelişmeler, genel seyri olumlu yönde etkiler. Tersi de doğrudur.
AB-NATO ilişkilerini düzenleyen taslak metne, Türkiye'nin katkısını belirleyen üçlü uzlaşmanın AB tarafından onaylanmamasının, Yunanistan'ın veto gücü nedeniyle olacağı aşikâr. Bir an önce uzlaşma isteyen AB üyelerinin Atina'yı başka alanlarda verecekleri tavizlerle ikna etmesi mümkün olmayabilir. Ve AGSP, Türkiye'nin katkısını dikkate almadan Avrupa ordusunu harekete geçirebilir.
Bu durum Ankara tarafından "Atina'nın Türkiye'yi Kıbrıs ve Ege'de AB ile karşı karşıya getirme niyetinin onaylanması" olarak algılanabilir. Bu durumun da (her ne kadar Dışişleri "ilgisi yok" diyorsa) Kıbrıs görüşmelerini etkileyeceği açık.
Dolayısıyla Ecevit ve Cem'in bugün ve yarın Laeken'de yapacakları görüşmeler, Kıbrıs ve Türkiye'nin AB'deki geleceği açısından kritik önemde.
Türkiye'nin AB'yi de aşan şekilde Avrupa'nın, gelecekteki Birleşik Avrupa'nın içinde alacağı yer açısından ise, Laeken zirvesinin ardından yapılacak "Avrupa Birliği'nin Geleceği İçin Konvansiyon'a davet edilip edilmemesi önem taşıyor.
Dün akşam saatlerine dek kesinleşmeyen bu durum da muhtemelen bugün belli olacak.

Cem'in Kâbil ziyareti
Türkiye'nin uluslararası siyasette almak istediği yer açısından bir başka önemli adım da, Dışişleri Bakanı Cem'in 17 Aralık'ta, Ramazan Bayramının ikinci günü Afganistan'ın başkenti Kabil'e yapmayı planladığı ziyaret.
Hava koşulları aksilik çıkarmazsa, Cem uzun bir aradan sonra, Afganistan'a giden ilk Dışişleri bakanı olacak. Cem'in hem Batı ittifakı üyesi, hem de Müslüman nüfuslu tek ülke olan Türkiye Dışişleri Bakanı olarak, bir dinsel Bayram günü kabil'e gidecek olması ve Kabil'de tahrip edilmemiş tek büyükelçilik binası olarak kaldığı bildirilen
Türk Büyükelçiliğini resmen göreve açacak olması, bu önemi artıran unsurlar.
Bütün bu gelişmeler, geniş bir çerçeve içinde, Türkiye'nin yeni kurulmakta olan siyasi dengeler içinde kendisine daha etkin bir yer arayışının işaretleri. Yıl sonuna kadar geçecek süreçte alınacak mesafe, tekrar etmek gerekir ki, belirleyici olacak.

Gözler, Laeken'de bugün başlayan AB zirvesinde. Zirveye Ecevit ve Cem de katılacak

Hiç yorum yok: