Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in açıklamaları...
30 Kasım 1999
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Helsinki Zirvesi öncesi, Türkiye-AB ilişkileri ve Yunanistan konusunda açıklamalarda bulundu...
Dışişleri Bakanı Cem'in açıklaması şöyle:
(30 Kasım 1999)
Türkiye'nin, Avrupa Birliği Helsinki Zirvesi'ne dönük tutumu, Yunanistan'la ilişkileri ve bunların yansımaları konusunda, çeşitli haberler yayınlanmaktadır. Bunların bir bölümü gerçeği yansıtmadığı gibi, yanıltıcı da olabilmektedir. Öte yandan, aynı konularda basın mensuplarınca Bakanlığımızdan bilgi istenmektedir. Durumun daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla bu değerlendirmeyi yapmaktayım:
1) Türkiye, 1963'den beri, o zamanki adı "Avrupa Ekonomik Topluluğu" olan Avrupa Birliği'yle ilişkilerini geliştirmek hedefini benimsemiştir. Bu kararlılık, son 37 yılda kurulmuş bütün hükümetlerimizin TBMM'den onay almış programlarında ifade edilmiş, AB üyeliğinin 1963 Ankara anlaşmasından doğan bir hak olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda politikalar izlenmiştir. Nitekim, 1996'da gerçekleşen "Gümrük Birliği", önemli bir aşama olmuştur. Hükümetimiz de, AB ile ilişkilerin geliştirilmesi ve AB üyeliği konusunda aynı kararlılığı sürdürmüştür.
Bütün hükümetlerimizin bu ortak yaklaşımını, Atatürk'ün "... çağı paylaşmak" idealinin bir yansıması olarak nitelemekteyiz.
2) Türkiye olarak, AB üyeliği, bizim öncelikli bir amacımızdır: bir saplantı değildir. AB boyutunun tamamlanmaması halinde, Türkiye'nin, iddiasında, çağdaşlığında ve demokrasisinde geri kalması söz konusu olamaz; yoluna zaten devam etmektedir. Türkiye, ekonomi, demokrasi, yönetim, hukuk, siyaset gibi alanlarda zaten kendini sürekli geliştirmektedir. AB adaylığı ve üyeliği, bu gelişmeye güç ve hız katacaktır.
3) Türkiye ile AB ilişkileri, AB'nin "genişleme sürecine" ilişkin 1997 Zirvesinde, Türkiye'ye adaylık konumunun resmen tanınmayışı nedeniyle sarsıntı geçirmiştir. Önümüzdeki 1999 Zirvesinde bu ayırımcılığa son verilmesini Türkiye beklemektedir.
Türkiye, AB'nin Amsterdam Anlaşması ve Kopenhag Ölçütlerini benimsediğini esasen açıklamıştır. Bu çerçevede, Türkiye, öteki aday ülkelerle eşit muamele beklemektedir. Türkiye, öteki adaylarınkinden farklı şartları karşılamak, önşartlar kabul etmek durumunda da değildir.
4) Türkiye, AB üyeliği yolundaki gelişmesinin, Türkiye'nin içinde yer aldığı geniş coğrafyanın güvenliğine, istikrarına ve ekonomik büyümesine ciddi katkı sağlayacağı düşüncesindedir. AB'nin sınırlarının - bugün olduğu gibi - Balkanlardan ve Ege'den geçmesi, ister istemez, Türkiye ve Yunanistan'ı, bu sınırın iki tarafında karşı-karşıya konuşlandırmış olmaktadır. Bu, istenmese de, potansiyel bir karşıtlık durumudur. Türkiye'nin AB adaylığı ve üyeliği, potansiyel karşıtlığı ortadan kaldırarak Balkanlarda ve Ege'de istikrarın, işbirliğinin güvencesini sağlayacaktır.
5) Türkiye ve Yunanistan arasında Ortak Çalışma Komiteleri girişiminin başlatıldığı 1999 Mayıs'ından bu yana, önemli ve olumlu gelişmeler gerçekleşmiştir. Karşılıklı siyasi irade ve iyi niyet olduğunda, iki ülkenin, aralarındaki sorunları ortak çalışmalarla çözebileceğine ve kalıcı dostluk kurulabileceğine inanmaktayız. Son aylar, bu inancımızı güçlendirmiştir. Bu olumlu sürecin genişleyerek devamını içtenlikle arzu etmekteyiz.
6) Türkiye ile Yunanistan'ın 1999 Mayıs'ından beri geliştirdiği ilişkiler ileri bir düzeye ulaşmış ve ortaya somut sonuçlar çıkmıştır:
Türk-Yunan ortak komite çalışmalarında mutabakata varılmış bulunan metinler, "imza" aşamasına gelmiştir. Ele alınan konular, "ikincil" değil, önemli konulardır. Özellikle, "Örgütlü Suçlar, Uyuşturucu Kaçakçılığı, Yasadışı Göç ve Terörle Mücadele" konusundaki anlaşma, Türkiye tarafından, ilk günden beri, ilişkilerin gelişmesinde öncelik olarak nitelenmiştir.
Türk-Yunan ilişkilerindeki mevcut olumlu gelişme sürecinin engelle karşılaşmaması durumunda, bu anlaşmalar 1999 Aralık ayının ortalarında imzalanabilecektir. Bu bağlamda, Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın ülkemize davet edilmesi, anlaşmaların imza töreninin yapılması, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği, Avrupa Birliği ve bölge konularında işbirliği imkanlarının değerlendirilmesi öngörülmektedir.
7) Ortak Komite çalışmalarının başlamasından sonra, iki ülke arasındaki ilişkiler, somut sosyal, ekonomik ve siyasal gelişmelere yol açmıştır. İki toplumun sivil kesimleri, sürekli bir diyalog içindedir, karşılıklı ziyaretler, ortak etkinlikler birbirini izlemektedir. İki ülkenin arasındaki ekonomik ilişkiler artmıştır. Ege'deki gerilim ortamı, yerine yumuşamaya bırakmaktadır. Balkanlar'da istikrar için işbirliği yapılmaktadır. Bütün bu gelişmeleri hızlandırarak sürdürmek her iki ülkenin de yararınadır.
8) Türkiye ile Yunanistan arasında, özellikle Ege'de çözüm bekleyen sorunlar mevcuttur. İki komşu ve müttefik ülkenin iki tarafca da kabul edilebilir yollardan bütün bu sorunları zamanla aşarak Ege'yi bir dostluk ve barış denizine dönüştürmeleri mümkündür. İki ülkenin ortak hedefi bu olmalıdır.
Bu hedefe varmak için Ege'de tek taraflı hareketlerden uzat durulmalı, tahrik ve tehditten kaçınılmalı, karşılıklı kaygılar ve çıkarlar dikkate alınmalı, güven ve güvenlik ortamı oluşturulmalı ve bu çerçevede sorunlar barışçı yöntemlerle çözümlenmelidir. Biz bu yönde ortak çalışmaya hazırız. Türkiye'nin Yunanistan'dan herhangi bir toprak talebi bulunmamaktadır. Türkiye, Gündem 2000 belgesinin iki ülke arasındaki sorunların çözümü için uygun yöntemler içerdiğini değerlendirmektedir.
Öte yandan, Avrupa Birliği dönem başkanı Hollanda'nın girişimiyle 1997 Nisan ayında Türkiye ve Yunanistan'ın üzerinde mutabık kaldığı "Akil Adamlar Grubu" çalışmasının, yeniden başlatılabileceği düşüncesindeyiz. Helsinki Zirvesinin adaylık kararını alması durumunda harekete geçebilecek Akil Adamlar girişimi, Ege sorunlarına barışçı yöntemlerle çözüm arayışına katkı getirecektir.
9) Türkiye, Kıbrıs konusunu AB ile ilişkilerinin dışında tutmuştur. Türkiye, AB ilişkilerinin Kıbrıs bağlamında değerlendirilmesine kesinlikle karşıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tek taraflı olarak yaptığı AB üyelik başvurusuna ilişkin hukuki ve siyasi itirazlarımız geçerliliğini korumaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin, New York'ta taraflarla aracı ile konuşmalar başlatmakta olduğu bir dönemde, bu süreci ve kapsamlı çözüm şansını olumsuz etkileyebilecek söz ve davranışlardan kaçınılması, aksine, tarafları eşit biçimde teşvik edici olunması gerektiğine inanmaktayız.
10) Bu düşünceler çerçevesinde, Helsinki Zirvesinin hem Türkiye-AB ilişkileri hem de Türkiye ile Yunanistan arasındaki olumlu süreç bakımından önemli bir fırsat yarattığı görülmektedir. Bütün AB ülkelerinin bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmelerini beklemekteyiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder