Dışişleri Bakanı İsmail Cem, AB Genel İşler Konseyi'nin, 4 Aralık 2000 tarihinde Brüksel'deki toplantısında Katılım Ortaklığı Belgesi'ne son şeklini vermesinden sonra gazetecilere açıklamalarda bulundu.Cem, "Katılım Ortaklığı Belgesi'nde, Kıbrıs ve Ege konularında bizim görüş ve duyarlılıklarımızın dikkate alındığı ve Helsinki Zirvesi sonuçları içerisinde kalındığı görülmektedir" dedi.
Dışişleri Bakanı Cem'in açıklamaları şöyle: (4 Aralık 2000)
AB Dönem Başkanının belirttiğine göre, Brüksel'de toplanan AB Dışişleri Bakanlar Konseyi'nde görüşülen Türkiye'nin Katılım Ortaklığı Belgesi üzerinde mutabakat sağlanmıştır. Bu Katılım Ortaklığı Belgesi'nin, Kıbrıs ve Ege konularında bizim görüş ve duyarlılıklarımızı dikkate aldığı ve Helsinki Zirvesi sonuçları içerisinde kaldığı görülmektedir. 8 Aralık tarihinde toplanacak Nice AB Zirvesi'nin tamamlanmasından sonra, Bakanlığımızca ayrıntılı bir açıklama yapılacaktır. Bir iki sual varsa onları alayım.
SORU : Yani Kıbrıs siyasi bir kriter olmaktan çıkarıldı mı?
CEVAP : Efendim bizim isteğimiz şuydu, bu alınmakta olan kararın Helsinki sonuçlarıyla tam olarak uyum halinde olmasıydı. Bu konuda tereddütümüz vardı. Ancak görüldüğü kadarıyla Kıbrıs ve Ege konuları geliştirilmiş siyasal diyalogun çerçevesinde, şöyle diyeyim "in the context of the political dialog" şeklinde tanımlanarak bu belgede yer almakta, dolayısıyla Helsinki'deki tanımlar aynen burada geçerliliğini korumakta.
SORU : Ege'yi çıkarttılar mı?
CEVAP : Evet Ege için de aynı şey. Yani tabii bu belirttiğim gibi daha henüz tam resmileşmiş bir olay değil, onun için ben ihtiyat kaydıyla konuşmaktayım. Fakat belirttiğim gibi bizim duyarlılıklarımız, bizim düşüncelerimizin dikkate alındığı görülmektedir.
SORU : Sayın Bakanım Nice'e gidecekmisiniz Sayın Başbakanla birlikte?
CEVAP : Onu Sayın Başbakanımız takdir edecek.
SORU : Peki efendim, Ulusal Programda Türkiye bundan sonra yoluna devam edecek mi? Kriz bitti yani?
CEVAP : Efendim zannediyorum tabi bu 8'inde kesinleşsin, o zaman ...
SORU : Yani bu haliyle kesinleşirse Ulusal Program devreye girecek?
CEVAP : Zaten Hükümetimizin bu doğrultuda kararı vardı, ve o karar devam ediyor.
SORU : Kriz bitti diyebilir miyiz?
CEVAP : Onu siz söyleyin.
...........................
Önce misafirimiz Kırgızistan Dışişleri Bakanı ile son derece olumlu görüşmeler yaptık. Kendisine tekrar hoşgeldin diyorum ve teşekkür ediyorum.
Malum, Brüksel'deki toplantıda bir politik mutabakat çıktı. Bizim açımızdan değerlendirince şöyle: Bu Katılım Ortaklığı Belgesine, bize göre doğru olmayan bir şekilde bazı yanlış tanımlar eklenmek üzereydi. Bu konuda Bakanlığımız yoğun bir çalışma sürdürdü. Ben en az 12-13 Bakanla kendim görüştüm. Sayın Müsteşarımız ve Avrupa Birliğinden Sorumlu Yardımcısı Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen bütün başkentlerine gitti, hatta "hemen hemen" değil, tümüne gitti. Orada muhataplarıyla görüştü.
Fransız Başkanlığı doğrusu gerçekten çok iyi bir yönetim gösterdi. Ben Sayın Vedrine'e özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Kendisiyle sürekli temasta kaldık. Tabii bütün bunlar ayın 8'inde resmileşecek. Onun için ihtiyat kaydıyla konuşmaktayım. Ancak KOB adaylıktan üyelik sürecine geçişte çok önemli bir dönemeç. Bu dönemeç alınmıştır.
KOB Avrupa Birliğinin özünde tek başına hazırladığı bir belgedir. Yani bizimle ancak istişarede bulunur Avrupa Birliği bu konuda, bizimle müzakere yapmaz. Ancak bu istişare gerçekten çok iyi gelişti. Tam istediğimiz gibi olmadı, fakat bazı yanlışlardan sakınıldı. Şimdi bundan sonrası Ulusal Program hazırlanmasıdır. O da Türkiye'nin tek başına hazırlayacağı, evet istişare ve danışma içinde ama tek başına hazırlayacağı bir belgedir. Bunu Avrupa Birliği Genel Sekreterimiz ve ilgili Bakanlığımız öncelikle gerçekleştirecetir. Elbette bizimle koordinasyon içinde, elbette bizim desteğimizle ve Devlet Planlama Teşkilatının çok önemli olan işbirliğiyle Türkiyemiz bu programı hazırlayacaktır.
Herzaman belirttiğim gibi Avrupa Birliği süreci inişli çıkışlı, zaman zaman sorunlu bir süreçtir. Türkiyemizin bu süreçte başarıyla kendi kimliğini, kendi inançlarını, Cumhuriyetimizin temel ilkelerini, devletimizin üniter yapısını, bütün vatandaşlarımızın eşitliğini, yani Anayasamızda var olan temel ilkeleri özenle koruyarak Avrupa Birliğine üyelik sürecinde Türkiyemiz gelişecektir.
SORU: Efendim bu KOB'de şimdi Geliştirilmiş Siyasi Diyalog ve Siyasi Kriter adı altında bir yeni ara başlık konulmuş oldu. Yunanistan da bunu, müzakere sürecine gelindiği zaman siyasi kriter olarak algılayabilir. Yani biz bunu siyasi diyalog gibi algılarken, Yunanistan da tatmin olmuş olabilir bundan.
CEVAP: Bunların hepsi teorik tartışmalar. Orada hukuken mesele çok açıktır. Böyle bir teorik tartışmayı çok ileri götürüp de tahrik edici sözler söylemenin anlamı yoktur bizim açımızdan. Herşey meydandadır ve Helsinki'deki Geliştirilmiş Siyasal Diyalog tanımı ve bu tanımla belirtilen iki konu aynı şekilde şimdi bu KOB'ne yerleştirilmiştir. Yani burda bize göre herhangi bir sorun mevcut değildir. Herkes istediği gibi düşünür. Kaldı ki onu ben hep söylüyorum, bu iki konu Türkiyemiz açısından mesele olan konular değildir. Şöyle ki, orada 4. Madde Türkiye'nin zaten fazlasıyla gerçekleştirdiği, zaten her zaman kendini hazır hissettiği, bunu açıkladığı, zaten benim katıldığım Hükümetlerden önceki Hükümetlerin doğru bir şekilde ortaya koyduğu ve bizim o günden bu yana izlediğimiz politikadır. Ama biz bunu geçmişte çok iyi anlatamıyorduk. Şimdi daha iyi anlatabilmekteyiz.
Kıbrıs konusu, Kıbrıs dediğiniz vakit, o gayet açıktır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin aracıyla konuşma çalışmalarına, Kıbrıs'da bir kapsayıcı çözüm bulma yolundaki çalışmalarına destek vermektir, yani budur. Yoksa Kıbrıs meselesini çözeceğiz, çözmeyeceğiz gibi bir mesele değildir. Biz Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin çalışmalarına her zaman destek verdik, bu bağlamda, bu çerçeve içinde. Burda tabii destek vermek her söylediğini doğru bulmak, yanlışları kabullenmek, yanlış yapana "aferin iyi yaptın" demek değildir. Destek vermek aynı zamanda yanlışı göstermektir, doğru yola işaret etmektir. Nitekim benim Katar'ın başkenti Doha'da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteriyle yaptığım uzun görüşmede Sayın Genel Sekreterin o sözlü açıklaması üzerine, bu sözlü açıklamayı ne kadar yanlış bulduğumu madde madde kendisine sundum. Bunu yaparken ben aslında destek verdim onun çalışmalarına. Kalkıp da yanlışı görmezden gelseydim o zaman destek değil köstek olmak anlamı taşırdı. Yani bizim açımızdan bunların çok büyük bir mesele olacağını zannetmiyorum. Türkiye doğru bir yoldadır. Türkiye doğru olanı yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder