3 Mart 2011 Perşembe

Cem: ABD ile sorunları yeni imkânlara çevirebiliriz

Türk-ABD Ekonomik Ortaklık Komisyonu görüşmeleri dün Ankara'da siyasi anlamının yoğunluğuna karşın pratik zorluklarla başladı.
Dışişleri Bakanı Cem'in, 16 Ocak'ta Amerikan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada bu toplantıların 'mevcut stratejik ortaklığın düzeyini artıracak' sözleriyle tanımlanmasını hatırlatmasına ve nadir rastlanacak şekilde görüşmelerin ticaret değil, dışişleri bakanlıkları sorumluluğuna verilmesine karşın sorunlar var.
Sorunlar iki noktada tıkanmış izlenimi veriyor: ABD, Türkiye'nin ekonomik büyüme sorunlarına, nitelikli sanayi bölgeleri (NSB) aracılığıyla çözüm bulunacağını söylüyor. Yüksek teknoloji ağırlıklı üretim yapılacağı vaad edilen bu bölgeler aracılığıyla, Türkiye'nin yeni dışsatım imkânlarına kavuşacağı savunuluyor.
Oysa Türkiye için ekonomik büyümenin karşılığı yalnızca yüksek katma değerli dışsatım imkânı değil. Türkiye tabii ki teknoloji yoğunluklu, dolayısıyla düşük istihdam gerektiren 'nitelikli' işletmelere ihtiyaç duyuyor. Ancak asıl yangın krizin vurduğu bir milyon kişiden mümkün olan en fazlasına yeniden iş sağlamakta. Dolayısıyla tabana yayılmış üretim ve yüksek istihdam zeminli dışsatıma daha çok ihtiyacı var. Bu ihtiyaç ise en çok tekstil sektöründe karşılığını buluyor.
ABD, zaten 1 Ocak 2005'te bütün kotaların kaldırılacağını, dolayısıyla tekstil kotalarını daha fazla artırmayacağını söylüyor. Türk hükümetinin bulduğu, NSB'lere tekstil sektörünün dahil edilmesi ara çözümüne de dün akşam saatlerine dek olumlu bir yanıt alınamamıştı.

Olacak iş değil
Bunlar görünüşteki sorunlar.
Asıl sorunsa, ABD'den Türkiye'ye akan yatırımların Dışişleri Bakanı Cem'e 'olacak iş değil' tepkisini verdirecek oranda az olması.
Amerikan kaynakları bu durumun gerekçesini üç sektörde yaşanan sıkıntıların ABD'li yatırımcıları Türkiye pazarından caydırmasında gösteriyorlar. Bunlar haberleşme (Motorola-Uzan davası), enerji
(Dünya Bankası'nın da karşı çıktığı yatırımlara Hazine garantisi konusu) ve savunma sanayii (savaş helikopteri ve AWACS uçağı projelerinin iki yıldır karar aşamasında beklemesi) alanları.
Dünkü toplantıların başlaması ardından görüşme fırsatı bulduğumuz Dışişleri Bakanı Cem, Türkiye'nin başlıca sorununun yabancı yatırımcı çekmek olduğunu vurguluyor.
Cem'e göre, "Türkiye ekonomik krizden çıkış mücadelesinde, uluslararası mali kuruluşlar katında ABD'den ciddi destek gördü ve görüyor. Komisyon toplantılarının siyasi mesajın yanı sıra somut sonuçlar doğuracak bir yol açması o nedenle de önem taşıyor."

Paralel çıkarlar
Buradaki mantık, "Türkiye'nin ekonomik ve dolayısıyla siyasi olarak güçlenmesinin, dünyanın bu bölgesindeki ABD çıkarlarına da paralel olacağı" tezi üzerine kurulu. ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin önümüzdeki ay Türkiye'yi de kapsayacak bölge turundaki durakları bu teze kanıt gösteriliyor.
Cem şöyle bir analiz yapıyor:
# "ABD bölgede sorun olarak Balkanlar'daki
karışıklıkları, Kafkas enerji havzasındaki belirsizlikleri ve Ortadoğu'daki çatışma ve gerilim ortamını görüyor. Bunlar bizim de sorunlarımız. Ayrıca bizim tarihi coğrafya ile bağlı bulunduğumuz bölge."
# "Coğrafyamız bizim açımızdan da, ABD açısından da en büyük sorunların, en büyük imkânların birlikte bulunduğu bir coğrafya. Bu nedenle Türkiye ve ABD'nin bu coğrafyada, aynı demiyorum, ama paralel sorunları, hedefleri, değerleri ve dolayısıyla paralel çıkarları var."
# "Türkiye-ABD ilişkilerinde askeri ya da siyasi alanlarda şikâyet yok. Ancak ekonomik ilişkilerin de güçlendirilmesi gerkiyor. Ekonomik ilişkiler şu anda daha çok savunma alımları alanında yoğunlaşıyor. Oysa Türk ekonomisinin güçlenmesi, paralel çıkarlar nedeniyle ABD'nin de çıkarı sayılır. Ekonomik ortaklık görüşmeleri bu nedenle önem taşıyor."
Cem'in belki keskin çıkışlar içermeyen sözleri satır aralarında mesajlar gizliyor. Bu sözleri bir de gerilimlerle dolu bir yol ayrımına doğru ilerleyen Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri açısından yorumlamakta yarar var.

Cem'e göre 'Türkiye ve ABD'nin bu coğrafyada, paralel sorunları, hedefleri ve çıkarları var'

Hiç yorum yok: